SERSERİME
Elime son kez aldım kağıt kalemi,
Bu sana son mektubum.
Postacı son bir kez haber getirecek
Benden sana.
Canım bilirim aldırmazsın hiçbirşeye,
Ne sevgiye ne de hislere.
Şimdi elimde bir sigara var,
Bugün çok içtim.
Bilirim kızacaksın, "İçme demiştim" diyeceksin,
Ama ben yine aynı cevabı vereceğim: Dertliyim.
Son kez bu kalp derdinle dolu.
Bu mektubumda
Seni ne kadar sevdiğimi
Özlediğimi yazmayacağım.
Artık değiştim ben.
Senin umursamaz tavırlarından bıktım SERSERİM.
Takmıyorum artık ben de seni.
Hani bende bir resmin varya,
Arkadaşıma verdim SERSERİM.
Çok beğenmiş seni,
"Al senin olsun" dedim
Ama dikkat etmesini de söyledim,
Olur ya çıkarsanız "Boynuzlamasın seni" dedim.
Yüzünün şeklini görmeni isterdim SERSERİM.
Bu mektup diğerine benzemiyr değil mi?
Dün gece yıktın, öldürdün beni SERSERİM.
Dilindeki hece bir kurşun gibi saplandı yüreğime.
Tüm gece kanadı durmadan,
Gözlerim doldu ağlayamadım.
Yataklara düştüm ne zamandır.
Ama iyi oldu aslında
Seni umursamıyorum artık,
Sen ne demiştin SERSERİM.
"Üzülme!"
Üzülmüyorum zaten gülüyorum,
Bu acıların getirdiği mutsuzluğu seviyorum.
Lanet olsun sana SERSERİM.
Bu kadar değersiz miydi sevgim?
Biliyorsun ben seni sevdim.
Bu sana son mektubum SERSERİM.
Yak istersen,istersen başkalarına okut.
Ya da evet
İçip içip ağla,
Ama şunu bil ki bu sana son mektubum.
Bundan sonra hain yazar mezar taşında
Bir ölüsün artık sen hatıralarımda....
SERSERİDEN CEVAP
Bugün hiç beklemediğim bir anda,
Mektubunu aldım GÜZELİM.
Son mektubum demişsin, inanmam
Sen dayanamazsın bensizliğe,
Erirsin,bitersin günden güne.
Bak ne diyorum GÜZELİM
Gönlün olsun,birkaç gün daha çıkalım
Sevinirsin belki.
Hediye olur ya da bir elma şekeri.
Sen bensiz yapamazsın GÜZELİM.
Seni öptüğüm o ilk anı hatırla,
Nasıl da çocuklar gibiydin,
Bayılacaksın diye korkmuştum GÜZELİM.
Ben senin gibi neler geçirdim elimden,
Bilirim haberim yok sevmeden, sevilmeden.
Sen beni gerçekten sevdin mi GÜZELİM?
Sana bu mektubu meyhaneden yazıyorum,
Biraz önce birkaç çocuk dövdük GÜZELİM,
Onların şerefine içiyoruz.
Bak GÜZELİM!Ben sana ne demiştim hatırlamıyorum
"Üzülme" yazmışsın
Sahiden dedim mi?
İçkiliyken herhalde, bilirsin.
"Yıktın" yazmışsın
Sahiden yıkıldın mı?
Umursamazsın sanmıştım
Takmazsın diye ummuştum,
Ama madem beni unuttun,
Bu sana son sözüm olsun
Ben de seni sevdim haberin olsun GÜZELİM
KIZIN ARKADAŞINDAN SERSERİYE
Seni tanımıyorum serseri,
Ama arkadaşım seni çok sevdi.
"Son mektup" demişti doğru,
Hem o seni çoktan unuttu.
Seni çok beğendim be serseri,
Belki seversin, belki de...
"Güzelim" demişsin bizimkine,
Ben de seni zevkli bilirdim.
Ben ondan daha güzelim.
Bak serseri!
Ben seni ondan daha çok severim.
Telefon numaramı yazıyorum,arkada,
Onu aradığın gibi beni de ara.
Ayrıca senin güzel garipleşti bu ara
"Kalbim ağrıyor" diyor,
Doktor bir teşhis koyamıyor.
Aman canım o da bir başka,
Ağlasa da gülüyorum der etrafa
Sakın unutma beni ara.
SERSERİDEN ARKADAŞA
Bak kızım ben seni sevmedim daha en başta,
Ben güzelimi sevdim herşeyden çok.
O bana "serserim" derdi canından koparcasına,
Sen ise "serseri" diyorsun sokakta kalmışçasına.
Senin gibi arkadaş olmaz olsun.
Güzelliğe gelince,kimse yarışamaz benim GÜZELİMLE.
Şimdi bırak bunları "son mektup" derken yalan sanmıştım
Daha beter içer oldum,
Her gece sarhoşum.
Bir daha ki mektupta güzelimden bahset bana.
Şimdi gerçekten mutlu mu?
Yoksa başkasını mı seviyor?
Hasta demiştin,kalbinden hasta
Yoksa bu aşk hastalığımı?
Benden başkası ile...
Çabuk yaz arkadaş
Herşeyi arkadaş, herşeyi anlat bana.
Anladım ki yaşayamam ben onsuz bu dünyada!
ARKADAŞTAN SERSERİYE
Afedersin serseri yanlış yapmışım ben,
O seni gerçekten çok sevmiş.
Son nefesinde bile adını söyledi,
Yüreğim parçalandı,anlayamazsın.
"SERSERİM" deyişini duysaydın gözleri kapanırken.
Aşkın öyle sarmış ki bedenini
Kaybedince, yaşayamadı öldü işte.
Son mektunda ne yaptın?
İçip içip ağlıyor musun?
O şimdi mezarında huzurlu yatarken,
Yılanlara bile seni anlatır şüphen olmasın.
Zaten mezar taşında
"SENİ SEVMİŞTİM SERSERİ"
Yazısını görünce anlarsın.
Belki bir umut vardı yaşamasında,
Oda senin ciddi olmandı.
"Birkaç gün çıkalım" demişsin ona.
"Elma şekeri olur" demişsin.
İşte o vurdu senin güzelini,
İndi zavallıcığın yüreğine.
Şimdi mezarında derin bir uykuda,
Sevgisi de sonsuzlaştı onunla.
Aslında o hiç istemedi öldüğünü bilmeni
Ama dayanamadım yazdım işte.
Şimdi ne yaparsın,nasıl yaşarsın?
İçer misin, adam mı döversin?
Sen de onu sevmişsin öyle yazmışsın,
Öyleyse bırak aşkınız yaşasın!!
SERSERİNİN ODASINDAKİ NOT:
SANA GELİYORUM GÜZELİM!!!
SENİ SEVİYORUM GÜZELİM!!!
ஐ◄███▓▒░░ MERVE░░▒▓███►ஐ

Günlerden bir gün, evrenin bir noktasında, küçük bir tırtıl gözlerini hayata açmış. Doğal içgüdüleri ile hemen beslenmeye başlamış. Ne bulursa yemiş. Bir süre sonra, yeterince büyüdüğünde, kendine güvenli bir yer bulup, bir koza örmeye başlamış. Bu kozanın içinde geçirdiği uzunca bir sürenin sonunda da, rengarenk kanatlı bir kelebek olup çıkmış. Minik kelebek, uçabiliyor olmanın da verdiği mutlulukla uçmaya başlamış. Dağlar tepeler aşmış, ormanın her yerini dolaşmış. Derken bir vadiye gelmiş.Rengarenk çiçeklerin bulunduğu bir vadiye. Etrafına şaşkın şaşkın bakarken, vadinin öbür ucunda bir papatya görmüş. Bir anda afallamış. Ne düşüneceğini, ne yapacağını bilememiş. içinden "Ne muhteşem bir çiçek" diye geçirmiş.Ve vakit kaybetmeden yüzlerce renkli, hoş kokulu çiçeğin üzerinden geçip doğruca onun yanında almış soluğu. "Merhaba" demiş papatyaya, "sizi uzaktan gördüm ve yanınıza gelmek istedim.". Nazlı papatya şöyle bir bakmış konuğuna ve"Merhaba" demiş, "ben de yalnızlıktan sıkılmıştım zaten." Ve konuşmaya başlamışlar. Kelebek ona hayat hikayesini, nerede dünyaya geldiğini, geçtiği ormanı, tepeleri anlatmış. Papatya da ona kendinden bahsetmiş. Birbirlerinden gerçekten hoşlanmışlar. Kelebek bütün zamanını papatyayla geçirmiş. Gece olunca beraber yıldızları ve ateş böceklerinin danslarını seyretmişler. Gündüz olunca kelebek, kanatlarıyla papatyayı güneşin yakıcı ışınlarından korumuş. Minik kelebek papatyayı çok sevmiş. O kadar çok sevmiş ki, bir türlü onun yanından ayrılamamış. Papatyanın da onu sevip sevmediğini merak ediyormuş. Ama cesaret edip de bunu papatyaya söyleyememiş bir türlü. Onu kırmaktan, <> incitmekten, bu yüzden kaybetmekten korkmuş. Papatya da kelebeği çok sevmiş ama o da bir türlü söyleyememiş sevgisini. Duygularının karşılığının olmayacağından, bu yüzden kelebeği kaybedeceğinden korkmuş. Böylece iki sevgili yan yana ama sevgilerini paylaşmadan sürekli sohbet etmişler. Böylece saatler saatleri kovalamış. Günler geçip de, kelebek artık zamanı kalmadığını, gücünün tükendiğini anlayınca, papatyaya dönmüş ve; "Üzgünüm ama senden ayrılmam gerekecek" demiş. Papatya buna bir anlam verememiş. "Neden" demiş. "Yoksa benim yanımda mutsuz musun?". "Hayır" demiş kelebek. "Bilakis, sen benim hayatıma anlam kattın. Fakat biz kelebeklerin ömrü sadece üç gündür. Ve ben de ömrümü tamamladım. Artık kelebeklerin hiç ölmediği bir yere gitmeliyim."
Papatya bu duruma çok üzülmüş ama yapacak bir şey yokmuş zaten. Kelebek artık hiç gücünün kalmadığını, daha fazla tutunamayacağını fark ettiğinde, son bir gayretle papatyaya "Sevi seviyorum" diyebilmiş ancak. Papatya donakalmış. Sadece "Bende..." diyebilmiş kelebeğin arkasından. Ardından da gözyaşlarına boğulmuş. İçinden "Keşke onun da beni sevdiğini bilseydim. Keşke onu sevdiğimi söyleyebilseydim." diye geçirmiş. Papatya, sevdiğinin onu sevdiğini bilmeden geçirdiği günlerin acısına dayanamamış. Bir süre sonra yaprakları önce solmuş, sonra da dökülmeye başlamış. Her düşen yaprakta papatya, "seviyormuş" diye geçirmiş içinden.
İşte o günden beri, bunu bilen aşıklar, sevgililerine soramadıklarını hep papatyalara sormuş

GERÇEK AŞKIN ANLAMI
Bir kız ve bir delikanlı bir motosikletin üzerinde 180Km hızla gidiyorlar ve aralarında şöyle bir konuşma geçiyor;
Kız: Lütfen yavaşla, ben korkuyorum
Delikanlı: Hayır, bak ne kadar eğlenceli
Kız: Lütfen, lütfen, çok korkuyorum
Delikanlı: Peki, beni sevdiğini söyle
Kız: SENİ ÇOK SEVİYORUM, lütfen yavaşla
Delikanlı: Şimdi de bana sıkıca sarıl...
(Kız delikanlıya sıkıca sarılır)
Delikanlı: Kaskımı alıp, kendine takar mısın? Başımı cok sıktııı
Ertesi gün gazetelerde şöyle bir haber çıktı:
Motorsiklet Kazası; Motorsiklet, fren arızası nedeniyle, bir binaya çarptı. Üzerindeki 2 kişiden sadece biri kurtuldu.
Gerçek ise şöyleydi; Yolun yarısında, delikanlı
frenlerin bozulduğunu anlamış ama bunu kıza belli etmek istememişti.
Bunun yerine, kızdan kendisini sevdiğini söylemesini istemış kendisine son defa sarılmasını istemişti. Sonra da kendi ölümü pahasına, kızın kaskı takmasını ve hayatta kalmasını sağlamıştı. İşte GERÇEK AŞK’ın anlamı da buydu.




Giderken Unuttuklarım Varsa Sende Kalsın. Ben Zaten Unutmayacaklarımı Ister istemez Yanımda Götürüyorum.


Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi ve tüm diğerleri, Aşk dahil.
Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar. Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş.Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş. Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.
Aşk,
"Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş. Zenginlik,
"Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş. Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş.
"Kibir, lütfen bana yardım et!", Kibir
"Sana yardım edemem, Aşk. Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş. Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş:
"Üzüntü, seninle geleyim." Üzüntü
"Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var." Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş; ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış. Aşk, birden bir ses duymuş.
"Gel Aşk! Seni yanıma alacağım...
"Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş. Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş. Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş:
"Bana yardım eden kimdi?" Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş.
"Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk. Bilgi gülümsemiş:
"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir

KARŞILIKSIZ SEVMEK
Hiç beklentisiz sevdiniz mi?
Yani 'BUGÜN TELEFON ETMEDİ' demeden,
'ŞU AN NEREDE ACABA? ' diye kendi kendinizi yemeden,
'YAŞ GÜNÜMÜ HATIRLAYACAK MI ACABA? ' diye bir beklenti içine girmeden...
Sevdiniz mi hiç?
Onun, size ait olmadığını kabul edip,onu özgür yaşamı ile sevmeyi denediniz mi?
Yanındaki arkadaşına aldırmamayı öğrenip
ama aldırmıyormuş gibi yapmadan, gerçekten aldırmadan,
'BİTECEKSE BİTER, BUNU BEN DEĞİŞTİREMEM, BENİ SEVMEYİ BIRAKMASINI
DEĞİŞTİREMEYECEĞİM GİBİ' diye düşünüp.
Onu yersiz kıskançlıklara boğmaktan ve kendinizi yıpratmaktan
vazgeçebildiniz mi hiç?
Hiç beklemeden çalan bir kapıda,
onu karşınız da görmek ne güzeldir bilir misiniz?
Beklemediğiniz bir anda hediye almak en sevdiğinizden...
Ve beklemeden gelen bir 'SENİ SEVİYORUM' mesajının tadına varabildiniz mi
hiç?
Siz istediğiniz için değil, o istiyor diye yapıldı mı tüm bunlar?
Ve beklentisiz sevmenin tadına bakabildiniz mi hiç?
'BUGÜN BENİ HATIRLAMADI' yerine
'HİÇ BEKLEMİYORDUM, SENİN GELECEĞİNİ' diyebilmek ne güzeldir oysa...
Onu boğmadan, kendinizi boğmadan sevebilmek ne güzeldir...
Sahiplenme duygusundan uzak,sevmenin, sevilmenin tadına varabildiniz mi hiç?
Yapılmamış davranışlar, söylenmemiş sevgi sözcükleri ile kendi kendinizi aşk
çıkmazında kaybedeceğinize,
Hiç beklenmeyen bir demet çiçekle mutlu oldunuz mu?
Beklentisiz sevin...
Ben, beklentisiz seviyorum...
'NİYE ARANMADIM' diye düşünüp kendini kendinizi yiyeceğinize,
hiç beklenmedik bir 'SENİ ÖZLEDİM' mesajı ile aşkı yakalayın..
Beklentisiz sevin...
Ben, beklentisiz seviyorum...
O, sizin sevgiliniz olduğu için değil.
Ona tapulu malınız gibi, çantanız, arabanız gibi davranma hakkınız olduğunu
